Öykü Yalçın’la Fenomenlerle Geziyorum

Seyahat blogu www.oykununoykuleri.com ve sosyal medya paylaşımlarıyla binlerce kişiye ulaşan Öykü Yalçın, TatilBudur.com ile gerçekleştirdiği “Fenomenlerle Geziyorum” turu ve dünyayı gezerken yaşadığı keyifli tecrübeleri anlattı.

Kapadokya’nın sizdeki karşılığı nedir öncelikle, bu gizemli ve sihirli bölgede sizi en çok neler çekiyor?

60 milyon yıllık bir aşktan bahsediyoruz. O kadar mistik, popülerliğine rağmen gizli kalmış hazineleri saklayan, her seyahatinizde farklı deneyimlerle eve dönebileceğiniz bir coğrafya ki sevmemek mümkün değil. Aksaray’dan bölge sınırlarına girmeye başladığımda heyecan başlıyor içimde. Sarı bir tiyatro setini andıran, Kızılırmak’ın sarıp sarmaladığı, peribacalarının dekor oluşturduğu, gerçek anlamda açık hava müzesi olan bu tarihi topraklardaki favoriler listemin birincisi, gün batımları ve gün doğumları. Üstelik bölgedeki aktivitelerle birleştiğinde muhteşem anları yakalamanızı sağlıyor.

Kapadokya’da yapmadan dönmeyin, tatmadan dönmeyin, görmeden dönmeyin dediğiniz keşifler neler?

Romantizm arayanlar gün doğumunda balona binmeden, adrenalin peşinde koşanlarsa ATV kullanarak Kızılvadi’ye ulaşıp, turuncu renginin ortaya çıktığı manzarayı belleğine kazımadan dönmesin. Testi kebabından, bölgeye ait Emir üzümü ile yapılan şaraplara, Türk mutfağının en lezzetli keşiflerini yapabileceğiniz bir coğrafyadasınız. Türk gecesinde eşiniz, dostunuz ile eğlenebilir; dünyanın en büyük kanyonlarından biri olan Ihlara Vadi’sinde doğanın mucizelerine inanabilirsiniz. Adım başı karşınıza çıkan çok farklı peribacaları ve vadileri fotoğraflamak için yaratıcılığınızı sonuna kadar kullanın.

Turlarınıza katılanlar neler hazırlıklı olmalı?

Bol bol gezmeye, deneyimleyerek keşfetmeye, anlam aramaya, tarihe yapılan yolculuklarda günümüz arasında kurulan köprüde şimdiyi ve geçmişi birbirine bağlamaya ve çok enerjik olmaya hazır olmalı!

Her gezginin ve kaşifin öyküleri vardır. Sizin keşif serüveniniz nasıl başladı?

Seyahatin bende yarattığı heyecanı çocukluk yıllarımda keşfetmiştim. Kuşadası’nda doğup büyüdüm. Hem ailemin işi hem de yaşadığımız yer sebebiyle çok farklı milletlerden ailece görüştüğümüz dostlarımız vardı. Bu da küçük yaşta gezegenin her noktasında çok farklı kültürlere ait hayatlar olduğunu keşfetmemi sağladı. Bu keşif sonrasında on yıl kadar profesyonel olarak dans ettiğim dünya birincisi bir dernek aracılığıyla dans festivallerine katılarak yurt dışı deneyimlerimi yaşadım ve dünyanın bir ucundan gelen insanlarla aynı sahneyi paylaştım.

Dans festivalleriyle başlayan bu macera, bireysel gezilerimle arttı ve seyahat partnerim, eşim Umur’u bulmamla birlikte yaşam tarzım haline geldi. Şu an seyahat benim için, belirli aralıklarla yaptığım bir tatil aktivitesi değil; hayatımın içinde aktif olarak zamanımın çoğunu uğrunda harcadığım bir yaşam tarzı. Beni ben yapan en büyük tutkum.

Yeni rotaları keşfetmeye hazırlanırken nasıl bir ön çalışma yapıyorsunuz?

Çok ama çok fazla araştırma yapıyorum. Öyle ki o ülkeye, o şehre ayak basmadan neredeyse sokak sokak biliyor oluyorum. Belgeseller izlemek, dünyaca kabul edilmiş seyahat yayınlarını okumak beni daha da motive ediyor. Mutlaka o gezi için deneyim odaklı, keşfedebileceğim farklı bir aktivite, festival, mekan, otel arayışına giriyorum. Dersime iyi çalıştığım için seyahatlerim her daim dolu dolu geçiyor.

Gitmeye doyamadığınız, tekrar tekrar gitsem bıkmam dediğiniz rotalar var mı?

Japonya, şimdiye kadar en eşsiz seyahat tecrübemdi, trenle altı şehrini gezdim. Tekrar tekrar gitmek, bu farklı gezegeni keşfetmek isterim. Meksika, henüz iki kez gittiğim ve Riviera Maya olarak geçen bölgede, Yucatan yarımadasında asla sıkılmayacağım mükemmel bir Maya & Aztek uygarlığı. Yine İzlanda’da siyah kumsallarda yürümek, Maldivlerde vatoz beslemek, Cape Town’da köpekbalıkları ile kafes dalışı yapmak, Zanzibar’ın beyaz kumsallarında Afrikalı çocuklarla koşmak unutamayacağım anılar arasında. New York ise nedense tekrar gitmek bir yana günün birinde yaşayacağımı hissettiğim yerlerden.

Ve tatil keşiflerinizde yanınızda olmazsa olmazlarınız?

Aslında seyahatin konsepti ve tarzına göre ihtiyaç duyulan eşyalar değişebilir. Doğa gezisi ise bir kamp çadırı, Avrupa seyahati ise bir sırt çantası, kıtalararası uzak rota gezilerdeyse ilaç vb gibi detaylar gerekliliklerimiz olabilir. Ülke içinde ya da ülke dışında road trip yapacaksak buzdolabını arabadan eksik etmem mesela. Kuru yemiş gibi öğün atlatacak atıştırmalıklar da vazgeçilmezim. Tabii çekim yaptığım için tripodum ve dünya haritalı sırt çantam da içinde drone ve fotoğraf makinası gibi ekipmanlarla asla yanımdan ayırmayacaklarım arasında.

Sosyal medya tatilin ve keşiflerin bir parçası artık. Neleri paylaşmayı seviyorsunuz, en çok yorumlar hangilerine geliyor?

Öykünün Öyküleri ismi altında yaptığım her paylaşımda kendi hikayelerimi anlatıyor ama bunu yaparken de insanlara faydalı olacak bilgiler vermeyi seviyorum. Kendim deneyip memnun kaldığım ya da kalmadığım şeyleri onlara aktararak onların yaşayacağı seyahat tecrübelerinin kalitesini artırmak istiyorum. Bu fayda da onlar tarafından gerçekten önemseniyor. Blog yazılarıma aldığım yorumlar hep yanlarında ben varmışım gibi gezdikleri üzerine. Zaten gezi sırasında benimle paylaştıkları fotoğraflar da bir arkadaştan tavsiye alıp gelmiş gibi bir sıcaklık taşıyor. O yüzden evet; sosyal medya, keşiflerin, seyahatlerin ayrılmaz bir parçası. Etkin ve verimli kullanıldığında birbirimizden ilham ve destek alabiliyoruz.

Peki genç gezginler için gezi ve tatil tüyolarınız neler?

Herkesin işi sadece seyahat etmek değil. Yoğun hayat temposundan uzaklaşmak ve kendine vakit ayırmak için planlı olmak çok önemli. Görmek istenilen ülke ve şehirlerin listesini çıkarmak, hedeflerimiz için her daim bilet veya turlar araştırıyor olmak, seyahate çıkmadan önce bolca plan yapmak ve kısıtlı zamanda yapılabilecek her şeyi gözden geçirerek o 2-3 günü ya da 1 hafta 10 günü resmen aylarca yaşayıp da normal hayatta elde edilemeyecek keşiflerle ve mutluluklarla doldurmak.

Gün batımları yapmak. Benim en büyük hayalim, gün batımı görmediğim ülke kalmaması. Çünkü o güneş her tepenin her okyanusun ardında bir başka batıyor ve ben bu anlara bayılıyorum.

Kapadokya son yıllarda özellikle gençlerin en sevdiği keşif bölgelerinden. Bu ilgi giderek de artıyor. Nedir bunun en önemli sebebi?

Kapadokya asla eskimeyecek bir seyahat destinasyonu. Dediğiniz gibi aksine ivme kazanarak ilgi artıyor. Sosyal medya açısından çok fotografik bir coğrafya olması, kültür ve turizm adına bölgeye yatırım yapılıyor, festivaller düzenleniyor olması da bunda en büyük etken. Konsept oteller, farklı lezzetlerin keşfedilebileceği manzaralı mekanlar, turistlerin ilgisini hiçbir zaman kaybetmeyeceği atraksiyonlar ile insanların bunları paylaşma isteği artıyor. Görsellik de sonuna kadar olunca yerli yabancı gezginlerin ilgisinin gün geçtikte artması çok doğal hale geliyor.