İstanbul’un Gezilecek Yerler Listesi

84

8 bin yıldan bu yana Yeditepe üzerine kurulu İstanbul; tarihin en büyük iki medeniyetinin başkenti olmuş, her bir santimetre karesinde tarih barındıran dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesidir. Çeşitli efsanelere ve masallara konu olmuş olmuş şehir aynı zamanda Türkiye’nin en turistik lokasyonu olarak biliniyor.

İstanbul’un Mitolojideki Yeri

Peki, hiç İstanbul’un nasıl kurulduğunu ve mitolojideki yerini merak ettiniz mi? Dilerseniz hemen anlatmaya başlayalım:
Yunan mitolojisine göre Koressa’nın oğlu Antik Yunanistan’ın Megara kentinden genç Byzas destekçilerini de yanına olarak uğradıkları baskıdan kaçmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yeni bir kent kurma umuduyla macerasına başlar. Yolculuğuna çıkmadan önce Delf tapınağı kahininin fikrini alır. Kahin ise Byzas’a şunu söyler;

”Körler ülkesinin karşısındaki yerler size yurt olacak!”

Ve Byzas yolculuğuna başlar. Sarayburnu’na geldiği zaman buradaki güzellikten öyle çok etkilenir ki karşı tarafta bulunan yani Kalkedon’da şehir kurmayı ”körlük” olarak betimler. Ardından şehri kurduktan sonra şehre kendi adını vererek Bizans’ı tarih sahnesine kazandırmış olur.

Tarihi Yarımada’dan bir görüntü.

İstanbul gezilecek yerler bakımından oldukça zengindir. Özellikle Avrupa yakasında ve Tarihi Yarımada sınırları içerisinde muazzam güzellikle birçok tarihi yapı bulunuyor. Tüm dünyanın hayranlık duyduğu ve tarihin en önemli yapıları sizlerle.

İstanbul Avrupa Yakası Tarihi Yapılar

Ayasofya: Dünya üzerinde yaşan herkesin görmesi gereken muazzamlıkta bir tarihi eserdir. Paris’teki Eyfel Kulesi veya Atina’daki Parthenon gibi, Ayasofya’da İstanbul’un zaman içerisinde simgesi haline gelmiştir. 6. Yüzyılda İstanbul’da dünyanın en büyük katedrali olarak inşa edilen şahaser, aynı zamanda olan Kutsal Bilgeliğin Kilisesi olarak da adlandırılır. 1453’te Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı camiye çevirmiştir. 1500’lü yıllarda Mimar Sinan tarafından güçlendirilen ve minare eklenen yapı, 1935 yılında müzeye çevrilmiştir.

Ayasofya Müzesi, kış tarifesine göre, müzeye son giriş 16.00 olmak üzere 09.00-17.00 saatleri arasında; yaz tarifesine göre ise, müzeye son giriş 18.00 olmak üzere 09.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müze Kart, müze gişelerinden temin edilebilmektedir.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, İstanbul’da ziyaret edilebilecek en büyük ve en popüler yerlerden biridir. 1466-1478 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından Bizans kalıntıları üzerine inşa ettirilmiştir. Hanedan ailesi Topkapı sarayına taşındıklarında, Edirne’deki saraya “Eski Saray”, Topkapı’daki saraya ise “Yeni Saray” adını verdiler. Ancak yerel halk sarayı “Topkapı” olarak adlandırdı. Peki, Topkapı’nın ne anlamana geldiğini biliyor muydunuz? Hemen söyleyelim; Topkapı, fetih sırasında kullanılan büyük kapılardan dolayı Türkçe’de “Toplar Kapısı” adını almış.

Günümüzde halka açık bir müze olan Topkapı Müzesi Salı günleri haricinde her gün ziyarete açıktır. Eğer Topkapı Sarayı ziyaret saatlerini mrak ediyorsanız müzeye, Harem ve Aya İrini Müze’ye son giriş saat 18:00 olmak üzere, yaz döneminde saat 09:00 – 18:45 arası ziyaret edebilirsiniz. Müze Kart ile müzeye giriş yapabilirsiniz.

At Meydanı (Hipodrom)

Sultanahmet Meydanındaki en önemli meydanlarından birisidir Hipodrom. Bizans devrinde ay yarışları yapıldığı için alan ”Hipodrom” olarak bilinirdi. Zaman içerisinde Osmanlı İmparatorluğu döneminde buraya At Meydanı denildi. Antik Mısır’dan getirtilen Dikilitaş ve birbirine dolaşmış üç piton yılanının tasvir edildiği bronzdan yapılmış Yılanlı Sütun da hipodrom meydanında bulunuyor.

Alman Çeşmesi

Alman İmparatoru II. Wilhelm’in padişaha  ve İstanbul’a hediyesidir. Çeşme Almanya’da yapılmış olup 1901’de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir. Neo-Bizanten üslubunda tasarlanan çeşme içerisinde altın mozaikle süslüdür.

Yerebatan Sarnıcı

Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan yeraltı sarnıcı, sayısız mermer sütunlarıyla ”Yerebatan Sarayı” ismini almıştır. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce Bazalika bulunduğundan, aynı zamanda Bazalika Sarnıcı olarak da bilinmektedir. Bir sütunun altında duran ters Medusa başının özel yapılar ve yerleri koruduğuna inanıldığı için sarnıca konulduğu kabul görmektedir.

Haftanın yedi günü ziyarete açık olan Yerebatan Sarnıcı, kış saati uygulaması kapmasında 09.00-17.30, yaz saati uygulaması kapsamında ise 09.00-18.30 açıktır.

Çemberlitaş Sütunu

Bizans imparatoru Kostantin’in Roma’daki Apollon tapınağından söktürüp getirttiği ve 57 metre yüksekliğe sahip bu sütunu İstanbul’un yedi tepesinden birisi olan Çemberlitaş’a diktirmiştir. Bir zamanlar üzerinde Konstantin’in heykeli bulunan sütunun en tepesine 1081 yılında dev bir haç konulmuştur.

Dolmabahçe Sarayı

Zamanında Osmanlı filosunun gemilerini demirlemek için kullandığı sığ bir koy olan alan, 17. yüzyıldan sonra sahil dolduruldu ve sultanların İstanbul manzarasını seyretmek için kullandığı güzel bir bahçeye dönüştürüldü. 1843 yılında sultan Abdülmecid, bahçelerin olduğu yere yeni bir saray yaptırmaya karar verdi. Garabet ve Nikogos Balyan bu muhteşem sarayın inşaatını 1856 yılında bitirdiler. Hanedan üyeleri de Beylerbeyi Sarayını yazlık olarak kullanmaya başladı.  İhtişamlı saray üç ana bölümden oluşuyor: İdari daireler (Selamlık veya Mabeyn-i Hümayun), Tören Salonu (Muayede Salonu) ve İmparatorluk Harem (Harem-i Hümayun). Ana sarayın yanı sıra, komplekste mutfaklar, veliaht dairesi, kışla, ahır, eczane, un değirmeni, büyük kuş kafesi, cam fabrikası, dökümhane, bitki evi gibi birçok bina da bulunuyor. Dolmabahçe Sarayı, İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin arasında bulunan tarihi bir şaheser. Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına bağlı Dolmabahçe Sarayı, Pazartesi günü kapalıdır.

Dolmabahçe Sarayı 09:00-16:00, diğer saray, köşk ve kasırlar 09:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Fabrikalar Cumartesi-Pazar hariç, haftaiçi her gün 09:00-18:00 saatleri arası ziyarete açıktır.

Kapalıçarşı

Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşasına başlanan Kapalıçarşı’nın inşaatı 1460 yılında başlamıştır. Günümüzde kullanılan ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan ahşap bölüm zamanla şimdiki halini almıştır. Dev bir labirenti andıran yapıya sahip Kapalıçarşı, yaklaşık 66 sokağı, 4 bin dükkanı, 5 camisi, 7 çeşmesi, 24 kapısı ve 17 hanıyla İstanbul’un en benzersiz yerlerinden birisidir. El yapımı halı, mücevher, bakır, bronz, seramik, değerli taşlar gibi birçok hediyelik eşya bulabileceğiniz Kapalıçarşı’yı mutlaka gezi planınıza dahil etmelisiniz.

Galata Kulesi

İstanbul’un Galata semtinde bulunan bir kule,  Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528 yılında Fener Kulesi olarak inşa ettirilmiştir. Hazarfen Ahmet Çelebi  uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Galata Kulesi’nden Üsküdar-Doğancılar’a kadar uçmayı başarmıştır. Kuleyi ziyaret ettiğinizde İstanbul Boğazı’nı ve Haliç’i kuleden panoramik olarak izleyebilirsiniz. UNESCO, 2013’te kuleyi Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne dahil etmesi de Galata Kulesi’nin ne denli önemli bir yapı olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Yedikule Zindanları

Nam-ı diğer Yedikule Hisarı, her ne kadar zindan olarak anılsa da, yabancı kral ve mevki sahibi ziyaretçileri en görkemli şekilde karşılamak için inşa edilmişti. Kral II. Teodosios (M.S 413-439) döneminde inşa edilen yapının şimdiki halini alması İstanbul fethinden sonra olmuştur. Fetihten önce bir süre hapishane olarak da kullanılan yapıOsmanlı İmparatorluğu zamanında dönem dönem hapishane, darphane, sanat evi, hayvanat bahçesi olarak kullanıldı. Bir dönem Osmanlı Hazinesinin Yedikule Zindanlarında muhafaza edildiği rivayetlerde geçmektedir.

Rumeli Hisarı

İstanbul Boğazı’nın en dar ve akıntılı kısmında inşa edilmiş Rumeli Hisarı, 1452 yılında tamamlanmıştır. Deniz tarafındaki bir bölümünün inşasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat üstlenmiştir. Hisarın yapımda kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi`nden, taşlar ve kireç Anadolu’nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans yapılarından temin edilmiştir.

Sveti Stefan Kilisesi

Sveti Stefan Kilisesi ya da diğer adıyla bilinen adıyla Demir Kilise, Balat ile Fener semtleri arasındaki Haliç kıyısında yer alıyor. 2018’de yedi yıllık restorasyonun ardından 2018 yılında tekrar hizmete giren kilisenin dünyada tek olan benzersiz özelliğinin ne olduğunu biliyor musunuz? Hemen anlatalım; Kilisenin yeri denize çok yakın olduğu için aşınma ihtimalini aza indirmek için beton yerine tamamen demirden (dış cephe, yan duvarları, pencere kenarları, merdivenler, kabartmaları, çan kulesi) yapılmış olmasıdır. Önce deneme amaçlı Waagner şirketinin bahçesinde prefabrik olarak kurulur kilise. Ardından kilisenin parçaları Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul’a taşınır. 1898’de açılan kiliseyi patrikhane de 1945’te tanımayı kabul eder.

Ahrida Sinagogu

Kürkçü Çeşme Sokağı üzerinde bulunan Ahrida Sinagogu, Balat sinagoglarının en büyüğü ve en görkemlisi olarak biliniyor. Sinagogun Tevası (Tevrat okuma kürsüsü) bir geminin pruvasını andırmaktadır. Bir inanca göre bu form Nuh’un Gemisi’ni anımsatır, bir diğer iddiaya göre ise Sefaradları İspanya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na getiren Osmanlı kadırgalarını simgelemektedir.

Fener Rum Erkek Lisesi

Balat’ta bulunan Fener-Rum patrikhanesinin arkasındaki Sancaklar Yokuşu’nda bulunan okul, Fransa’dan getirtilen kırmızı tuğlalardan yaptırıldığı için halk arasında ”Kırmızı Okul” diye de anılmaktadır. Haliç’in her iki tarafından da görülebilen okul, kırmızı rengi ve eşsiz kubbeli mimari yapısı ile yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekiyor.

Anadolu Yakasındaki Tarihi Yapılar

Kız Kulesi

”Denizin içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir kuledir. Yüksekliği tam 80 (seksen) arşındır. Sathı mesehası iki yüz adımdır. İki taraftan kapısı vardır.’’ Evliya Çelebi’nin tarifiyle Kız Kulesi, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. Tahminen M.Ö 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde yer alıyor. Antik Çağ’da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da “Tour de Leandros” (Leandros’un kulesi) ismiyle de ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiştir.

Yoros Kalesi

Anadolu Kavağı’nın en tepe noktasında bulunan Yoros Kalesi,  İstanbul’un yeşile bakan yüzü ve Karadeniz’e açılan noktasında bulunuyor. Ceneviz Kalesi adıyla da bilinen, kaynaklara göre aslında bir Bizans Kalesi olduğu kesinleşen Yoros Kalesi, tahminen 13 ve 14. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Her ne kadar Yoros Kalesi isminin Hieron’dan (kutsal yer) geldiği söylense de, Zeus’un sıfatı olan Ourius’dan (uygun rüzgarlar) alındığı da diğer iddialar arasında bulunuyor.

Kuleli Askeri Lisesi

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiği zaman okulun bulunduğu yerde bir koru ve içerisinde de bir manastır ile bir kule bulunuyordu.1512-1520 yılları arasında Yavuz Sultan Selim tarafından manastır yeniçerilere kışla olarak verilmiştir. Zaman içerisinde kışladan hastaneye çevrilen yapı, Osmanlı döneminde yeni eklemeler yapılarak bugünkü halini almıştır.

Haydarpaşa Tren Garı

Filmlerin İstanbul’a geliş sahnesinin ikonik simgesi Haydarpaşa Tren Garı, 19 Ağustos 1908 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Bir Alman şirketi tarafından inşası gerçekleştirilen Haydarpaşa Garı’nın 2010 yılında çıkan yangın sebebiyle restorasyonu halen devam etmektedir.

Aya Yorgi Manastırı

Büyükada‘da yer alan manastırın inşa tarihi 1751’dir. Zaman içerisinde birçok değişikliğe uğrayan yapı, bugünkü halini 1909 yılında almıştır. Büyükada’nın en tepe noktasında bulunan manastıra elinizdeki ipi hiç kopartmadan çıktığınız taktirde tuttuğunuz dilediğin gerçek olacağına inanılıyor.

Büyükada Rum Yetimhanesi

Manastır Tepesi’nde (eski adıyla Yunanca İsa anlamına gelen Hristos Tepesi) bulunan yetimhane. İlk olarak bina 1898-1899 yıllarında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak inşa edilmiştir. Günümüzde kullanılmayan olan yapı, Rum-Ortodoks Patrikhanesi’nin kontrolü altındadır. Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilen yapı aynı zamanda dünyanın ilk çok katlı ahşap yapısıdır.

Heybeliada Ruhban Okulu

Okul binası aslında 9. yüzyılda inşa edilen Aya Triada kilisesidir. Kilisenin Osmanlı döneminde açık olduğu ve faaliyet yürüttüğü tahmin edilmektedir. Kilise binası, 19. yüzyıl ortalarında eğitimli din adamı yetiştirmek amacıyla, teoloji eğitimi ağırlıklı bir okula dönüştürülür.

İstanbul Avrupa Yakası Tarihi Camiler

Avrupa yakasında bulunan tarihi camiler hakkında bilgileri merak ediyor ve İstanbul gezilecek yerler listenize yeni lokasyonlar eklemek isterseniz tarihi camileri incelemeye başlayabilirsiniz.

Sultan Ahmet Cami (Mavi Cami)

Caminin içerisindeki çiniler sebebiyle Mavi Cami olarak da bilinin Sultan Ahmet Camii,  Bizans Hipodromu’nun yanında duran İstanbul’un en önemli camilerinden birisidir. 1608 – 1616 yılları arasında sultan Ahmet tarafından mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Sedefkar Mehmet Ağa aynı zamanda şair ve büyük mimar Sinan’ın öğrencisidir. Sultan Ahmet, 1617’de vefat ettiğinde caminin yanına gömüldü ve mezarı üzerine bir türbe inşa edildi.

Süleymaniye Cami

Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden birisi olan Süleymaniye Cami, 1550-1557 yılları arasında inşa edilmiştir. Aynı zamanda caminin içerisinde hastane, kütüphane, medrese, aşevi, hamamlar ve dükkanlar, yoksullar için bakım evi gibi bir kompleks yapılarda bulunmaktadır. Hiç şüphesiz Süleymaniye Cami İstanbul’daki Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Eminönü Yeni Cami

Valide Sultan Cami olarak da bilinen Eminönü Yeni Cami, 1597 yılında Sultan III Murad’ın eşi Safiye Sultan‘ın emriyle temeli atılan ve 1665’te Sultan IV. Mehmed’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan camidir. İstanbul’un güzelliğine güzellik katan cami, Osmanlı hanedanlığı tarafından yaptırılan büyük camilerin son örneğidir. Aynı zamanda yapımı en uzun süren cami olarak da bilinmektedir. Cami deniz kenarına inşa edilmiştir fakat denizle mesafesi sonradan denizin doldurulması sonucu oluşmuştur.

Nuruosmaniye Cami

1748-1755 yıllarında Üslup olarak barok tarzda inşa edilen cami, Kapalıçarşı girişinde yer alıyor. Batılılaşma eğilimlerinin mimaride ortaya çıkmaya başladığı bir devirde ortaya çıkan cami ve külliyesi, aynı zamanda Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası sayılmaktadır. Caminin adını III. Osman’dan ve caminin içindeki ışıktan aldığı söylenmektedir.

Arap Cami

Hakkında birçok rivayet bulunan Arap Cami’nin İstanbul’un ilk camisi olduğu söylenmektedir. Öncesinde San (Aziz) Paolo Kilisesi/ San (Aziz) Domenico Kilisesi olarak işlevini sürdürüyordu. Galata’da bulunan cami 1453 yılında şehrin Osmanlı egemenliğine girmesinden sonra camiye çevrildi. Sivri külahlı hayli yüksek kare biçimli kulesiyle hemen fark edebileceğiniz Arap Cami, aynı zamanda fetih öncesinden kalan İstanbul’un tek gotik kilisesidir.

İstanbul Anadolu Yakası Camiler

Mihrimah Cami (İskele Cami)

Mihr-î Mah kelimesinin Güneş ve Ay manasına geldiğini biliyor muydunuz? Mimar Sinan’ın müthiş dehasının bir başka eseri de Mihrimah Cami’dir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan olan kızı Mihrimah Sultan için inşa edilen caminin başka hiçbir camide olmayan kendine has özelliği vardır. Nisan ve Mayıs aylarında Bayezid yangın kulesinden veya o bölgedeki yüksek bir noktadan İskele Cami’sine doğru bakıldığında; sabah gün doğumunda İskele Cami’nin iki minaresi arasından güneşin doğuşu ve akşam gün batımında ise (Hicri takvime göre her ayın 14’ünde) ayın doğuşu izlenebilmektedir. Aynı kuleden batı ufkuna yani Edirnekapı istikametine doğru bakarsanız; Mihr-î Mah Sultan Edirnekapı Külliyesi’nde de, sabah ayın akşam da güneşin batışı izleyebilirsiniz.

Şemsi Ahmet Paşa Cami (Kuşkonmaz Camisi)

Üsküdar Salacak tarafı sahilinde bulunan cami, İstanbul Boğazı’nın Marmara’ya açıldığı noktada bulunuyor. Caminin karşısında ise Galata Köprüsü ve Haliç uzanıyor. Yine bir Mimar Sinan eseri olan camiyi Vezir Şemsi Ahmed Paşa 1580 yılında yaptırmış. Mimarı Mimar Sinan’dır. Cami çok fazla rüzgar alan bir noktada bulunduğu için Kuşkonmaz Camisi olarak da bilinmektedir.

Atik Valide Cami ve Külliyesi

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde II. Selim’in eşi Afife Nur-Bânû Valide Sultan tarafından Mimar Sinan’a 1583 yılında yaptırılmış olan külliye, İstanbul’un en güzel yapıları arasında yer alıyor. Külliye; cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, darülkurra, darüşşifadan oluşur.

İstanbul’daki Önemli Müze ve Sanat Galerileri

Arkeoloji Müzesi

Tarihi müze binaları ve içerisinde yer alan 1 milyonu aşkın eserlerle dünyadaki önemini korumaya devam eden bir müzedir Arkeoloji Müzesi. Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey yokuşunda yer alan müze bahçesinde ayrıca 2 adet müze daha bulunmaktadır. Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere iki ayrı müze Arkeoloji Müzesi bahçesinde yer almaktadır. Osman Hamdi Bey’in isteği üzerine Çinili Köşk’ün (Fatih Sultan Mehmet’in Topkapı Sarayı inşasının bitimine kadar kaldığı köşk) karşısına dönemin ünlü mimari Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kurulan ve sonradan İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak anılan müzelerde dünya tarihinin en önemli tarihi eserleri bulunuyor.

Müze, Pazartesi günleri hariç, her gün ziyarete açıktır. Müze’ye son giriş saati 18:00 olup, saat 09:00 – 18:45 arası ziyaret edilebilmektedir.

Rahmi Koç Müzesi

1991’de Rahmi M. KOÇ Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınan müze binası, iki buçuk yıl süren titiz restorasyon çalışmalarından sonra 13 Aralık 1994 yılında halka açılmıştır. Müzede yer alan tarihi öneme sahip objelerin önemli bir bölümü Rahmi Koç’un koleksiyonundan derlenmiştir. Müze koleksiyonunun temelini gerçek eserler ve bunların modelleri, bilimsel ve mekanik objeler içermektedir. Eğer İstanbul’da çocuklarla hafta sonu gidilecek yerler arıyorsanız Rahmi Koç müzesi ideal bir tercih olacaktır.

Pazartesi günü kapalı olan müzeyi haftanın diğer günlerinde 09.30 – 17.00 saatleri arasında gezebilirsiniz.

Kariye Müzesi

İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında Kariye Müzesi de yer alıyor. Kariye, eski Yunanca kent dışı (kırsal alan) anlamındaki Khora sözcüğünün Türkçeleşmiş versiyonudur.
11.yüzyılın sonlarında İmparator I. Aleksios’un (1081-1118) kayınvalidesi Maria Daukaina, tarafından yeniden inşa edilen kilise, Latin istilası (1204-1261) sırasında tahrip edilmiş, II. Andronikos (1282- 1328) döneminde ise Sarayın Hazine Nazırı Theodoros Metokhites (1313) tarafından onarılmıştır. Bu dönemde kilisenin kuzeyine bir ek, batısına eksonarteks ve güneyine şapel (Parekklesion) eklenmiş, yapı mozaik ve fresklerle bezenmiştir. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra da kilise olarak kullanılmış Kariye Müzesi, 1511 yılında Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Günümüzde halka açık müze eşsiz mimarisiyle görülmeye değer.

Kariye Müzesi her gün ziyarete açık olup, 1 Nisan- 31 Ekim tarihleri arası her gün 09.00–19.00 saatlerinde gezilebilmektedir. Müze Kart ile müzeye giriş yapabilirsiniz.

İstanbul Modern Sanatlar Müzesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi veya kısaca İstanbul Modern, Türkiye’nin ilk modern sanat müzesidir. Eczacıbaşı ailesinin öncülüğünde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından kurulan müze, 2004’te ziyarete açılmıştır. Modern sanatlar müzesi 20. yüzyılda Türkiye’de yaşanan tarihsel dönüşümü sanatçı ve çalışmalar üzerinden izleyiciye sunuyor.

İstanbul Modern Sanatlar Müzesi Pazartesi günü kapalı olup, onun haricindeki günlerde 10.00 – 18.00 saatleri arasında (Perşembe günü 11.00-18.00, Pazar günü 11.00-18.00)  ziyarete açıktır. 1 Nisan- 31 Ekim tarihleri arası her gün 09.00–19.00 saatlerinde gezilebilmektedir.

İstanbul Avrupa Yakası Park ve Bahçeleri

Baltalimanı Japon Bahçesi

Japonya ile Türkiye’nin işbirliğiyle kurulmuş bir park olan bu eşsiz bahçenin yönetimi İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmaktadır.

2003 yılında ‘Türkiye’de Japon Yılı’ vesilesiyle kardeş şehir anlaşması bulunan İstanbul ile Yamaguchi Eyaleti Shimonoseki şehri tarafından tamamlanmıştır. Müthiş bir manzaraya sahip bahçe, iki kardeş şehrin sembolü olan Marmara Boğazı ile Shimonoseki Boğazından esinlenilerek yapılan giriş kapısıyla dikkat çekiyor. Klasik bir Japon Bahçesinin temel karakteri olan Çay Odası (Yogetsuan), Kiraz Ağaçları (Sakura) Şelale, Gölet, Çardak gibi öğelerin yer aldığı bahçede ailenizle beraber hoş vakit geçirebilirsiniz.

Gülhane Parkı

Eminönü semtinde yer alan tarihî bir park olan Gülhane Parkı, Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında yer almaktadır.  Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı’nın bahçesiydi olarak kullanılan ve içinde bir koru ve gül bahçelerini barındıran park 1912 yılında halka açıldı.

Atatürk Arboretumu

Kemerburgaz’da bulunan Belgrad Ormanı’nın doğal bitki örtüsü içinde kurulmuş olan arboretum, ağaç ve odunsu bitkilerin sergilendiği geniş alandır. 1982’de Atatürk’ün 100. doğum yılı kutlamaları nedeniyle Atatürk Arboretumu adını aldı ve Orman Bakanlığı İşletme Şefliği statüsü kazandı.

İstanbul Anadolu Yakası Park ve Bahçeleri

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi:

1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Gökyiğit adına hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş ve başlangıçta ‘hatıra parkı’ amacına yönelik bir bitkilendirme ve ağaçlandırma planı uygulanmıştır. Daha sonra amaç değiştirilerek, bir botanik bahçesi olma yolunda çalışmalara başlanarak 2002 yılında halkın ziyaretine açılmış ve 2003 yılında adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiştir. Ataşehir-Ümraniye semtlerinde bulunan Botanik Bahçe hakkında daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.